19 Şubat 2009 Perşembe

Karamehmet nasıl kurtuldu

Taraf'ta yayımlanan 'Jandarma'nın dinleme kayıtlarında, Karamehmet'in, Pamukbank'a el konulduğu dönemde Eruygur Paşa’nın yardımlarından ve konuyla ilgili bilgisinden bahsettiği ortaya çıkmıştı. Bu 'yardımların' ne olabileceğini araştırdık
window.google_render_ad();
Yazı dizimizin dünkü bölümünde Çukurova Holding'in patronu Mehmet Emin Karamehmet'in Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı Levent Ersöz'le yaptığı ve görüşmeleri aktarmıştık. Jandarma istihbaratı tarafından kayda alınan görüşmelerin geçmişte ve bugün yaşanan gizli kalmış pek çok konuya açıklık getirdiği dikkat çekmişti. Örneğin, Pamukbank'a 20 Haziran 2002'de el konularak hızla satışa çıkarılmasından sonra, Danıştay'ın iki ayrı yürütmeyi durdurma kararı vermesi... Bu karar sonrasında Karamehmet'in, BDDK'nın karşısına eli kuvvetli şekilde oturarak ‘uygun’ borç protokolü yapabilmesi... Bu süreçte Jandarmayla iyi ilişkiler nedeniyle Karamehmet ve Ersöz’ün birbirlerine teşekkürleri… Borç taksitlerini ödemede sıkıntı yaşayan Karamehmet'in bir Bakan aracılığıyla BDDK ve kendilerine ulaşan gizemli hissedar ‘Northway Petroleum’ ile tanışması... Gerçek patronunu kimsenin bilmediği Northway’in arkasındaki şüphe perdesi... Ersöz'ün Ordu'nun Turkcell ve Yapı Kredi gibi önemli milli şirketlerde İsrailli bir ortağın söz sahibi olmasına ilişkin endişeleri dile getirmesi... Karamehmet'in kaygıları giderme çabaları... Ve 2001 krizine damga vuran ve IMF'nin istediği dalgalı kurla oluşan devalüasyon sırasında Citibank'ın elde ettiği 540 milyon dolarlık arbitraj karı... Yazı dizimizin bugün yayımlayacağımız ikinci bölümünde Karamehmet'in Ersöz'e anlattıkları yine iki ayrı ekonomik kriz döneminin perde arkasına ışık tutuyor...Taraf'ta geçtiğimiz günlerde yayımyalanan 'Jandarma'nın dinleme kayıtlarında, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur'un Çukurova’nın patronu Mehmet Emin Karamehmet'e yardımlarından söz ediliyordu. 'Yardımların' ne olduğu konusunda söz konusu kayıtlarda bir bilgiye rastlanmıyordu. Ancak, 2003 yılındaki görüşmelenin kayıtları Karamehmet'in Jandarma İstihbarat Başkanı Levent Ersöz'e aktardığı bilgiler 2001 krizindeki ekonomik gelişmeler ve ilişkilerle karşılaştırıldığında karanlıkta kalmış bazı noktalarını ortaya çıkarıyor.2001 krizinden sonra BDDK ile Pamukbank'tan kaynaklanan borcunu yapılandırmak için masaya oturan Karamehmet, o güne kadar el konan hiçbir banka patronunun elde edemediği şartları koparmayı başarmıştı. Karamehmet’in bu şartları elde etmesinde ise el konan Pamukbank’ın satışıyla ilgili Danıştay’ın aldığı iki kritik karar etkili oldu. Bunun sonucunda Çukurova’nın patronu, Pamukbank'tan kaynaklanan 6.2 milyar dolarlık borcu 15 yıl vade ve libor artı yüzde 0.5 faizle ödeme konusunda anlaşma sağladı. Söz konusu dönemde yapılan yorumlar, “Karamehmet’in masadan koparabileceği herşeyi aldığı” yönünde gerçekleşmişti. Hatta protokol gereği Yapı Kredi’deki hisse senetlerini kriz nedeniyle düşmüş olan fiyattan değil, fiyatı yükseldikten sonra satma imkanı bile verildi. 2001 krizi sonrası yaşanan bu gelişmeler, 2003’te Karamehmet’le Ersöz’le arasındaki diyaloglarda “İki yıldır Çukurova grubuyla iyi ilişkiler” ve Orgeneral Şener Eruygur'un “yardımları” konusu soru işareti yarattı.Bakan'dan gelen İsrailli finansörHer ne kadar “en uygun anlaşmayı” yapmış olsa da önemli gelir kalemleri darbe yemiş olan Karamehmet, borç taksitlerini de ödemekte zorlanınca çareyi yeni finansör aramakta buldu.Bu arada, İsrailli bir firma Türkiye'ye Su Boru Hattı projesi için gelmişti. Karamehmet ve Ersöz'ün konuşma kayıtlarına göre bu kişi dönemin bakanlarından biriyle görüşme gerçekleştirirken Türkiye'de yatırım yapmak için 5 milyar dolar kaynakları olduğunu söylemişti. Daha sonra ismi Gary Steven Browning olarak açıklanan kişinin bu yardım isteği de Karamehmet'in 2003’te Ersöz’le yaptığı görüşme kayıtlarına yansıdı. Karamehmet bu şirketin Bakan'ın “Yapı Kredi'yi bunlara verin” talimatı üzerine BDDK'yla bağlantıya geçtiğini, BDDK'nın da Browning'i Karamehmet'in sağ kolu Osman Berkmen'e görüşmeye gönderdiğini anlatıyordu. BDDK'nın Berkmen'e bu şirketin Yapı Kredi için finansman sağlayabileceğinden bahsettiğini söyleyen Karamehmet, ardından ilginç bir sonla gündemden çıkan Northway Petroleum Services şirketiyle (NPS) böyle tanıştığına dikkat çekiyordu.Daha sonra Emin Pazarcı tarafından Ilacaklar'ın Tercüman Gazetesi'nde yazılan yazıya göre Karamehmet, BDDK'nın teklifini anında reddederek bu şirketle kendisi direk bağlantıya geçiyordu. Pazarcı, Karamehmet'in Berkmen'e İsrail'e giderek bu şirketle ilgili araştırma yapmasını söylediğini yazıyordu. Berkmen'in iddiasına göre başlangıçta böyle bir parasının olup olmadığı konusundaki tereddütüne rağmen Berkmen’in araştırmaları sonucu böyle bir para olduğunu Karamehmet'e iletmişti. Pazarcı'nın bu kulis haberi, Karamehmet'in Ersöz'e anlattıklarını akla getiriyor. Karamehmet'in Ersöz’le görüşmede “Biz buna sekiz ay önce başladık, bize bu devletten geldi. Su boru hattı döşemek için İsrail'den gelmişler, o arada böyle konuşunca. Devlet Bakanı BDDK'ya yollamış. O da bizim Osman Bey'e yollamış. O da ilk başta inanmadı, çok uzun tetkik falan. Sonra aynı şeye geldi. Ama biz daha önce başladık zaten, ilk taksitimizi de ödedik zamanında. Devletimizin paraya ihtiyacı var. 8.5 milyar dolar için 50 tane takla atıyoruz, asker gönderelim (Irak'a asker gönderme tezkeresi) falan diye. Bence hükümet doğru düşünüyor, devletin 20 yıldır alamadığı parayı alması 70 milyon insanı rahatlatır. Onun için ben almıyorum cezanı çek demesi doğru değil, parasını ödeyeceksin” demişti. Yani NPS şirketinden Browning'in AKP hükümetinin bir bakanı tarafından gönderildiği Karamehmet'in görüşmedeki ifadeleriyle doğrulandı. Daha sonra İstanbul Milletvekili Emin Şirin tarafından Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, BDDK Başkanı Tevfik Bilgin ve TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'e verilen soru önergelerine geçen bu bağlantının ardından Karamehmet, NPS şirketiyle Pamukbank borçlarının ödenmesine yönelik krediyle ilgili olduğu anlaşıyordu. NPS'nin finans desteğini arkasına aldığına inanan Karamehmet, borçtan daha erken kurtulabileceği yeni bir protokolü hızla hazırlayıp BDDK'yla bir kez daha masaya oturuyordu. Yeni teklif yedi ay vadede borcun 5.1 milyar dolar olarak ödenmesini içeriyordu. BDDK bunu değerlendireceğini ve BDDK'nın kararını sonra açıklayacağını söylüyordu. İşte Karamehmet ile Ersöz'ün görüşmesi tam bu süreçte gerçekleşiyordu. Kreditörün arkasındaki gizemKaramehmet tam bir karakutu olan NPS'nin şifrelerini Ersöz'le görüşmede açıyordu. Karamehmet Ersöz'ün hal hatır sorusuna “Uğraşıyoruz efendim. Şimdi işte borcumuzu ödemek için müracaat ettik, hepsini birden. Onun kararının çıkmasını bekliyoruz” yanıtı veriyordu. Ersöz'ün “Nasıl ümit var mı sizce” deyince Karamehmet “Şey çok direniyor tabi. Bürokrasi kısmı. Yukarısı istiyor, ne de olsa 14 senelik borç yedi ayda ödenecek. 5.1 milyar dolar ödenecek. Her halde geçeceğiz, uğraşıyoruz. Zaman sıkıntımız var, çünkü bizim aldığımız kredi belli bir zamana bağlı bir şey. İşte onunla yarışıyoruz” yanıtını veriyordu. Ordu gizemli finansörden kaygılıBu noktada Ersöz İsrail kaynaklı bir şirketin Turkcell ve Yapı Kredi Bankası gibi iki stratejik şirkette söz sahibi olma olasılığına atıfta bulunarak bu konuyla ilgili gelişmelere yönelik Ordu'nun kaygılarını dile getiriyordu. Fakat Karamehmet “North Petroleum'un arkasında onlar var, o kadar büyük bir şirket değil onların kurduğu şirket, sekiz ay içinde kurulmuş. İşte arkasındaki şeyleri son ana kadar gizlemek için. Uzun müddet son haftalarda başta şey yaptık, tarafların teklifini alalım diye. Ama daha sonra da razı ettik. Kendisi açıklayacaklar, ama son anda açıklamak istiyorlar. İşler taksitler halinde geliyor” diyerek basında çıkan haberleri doğruluyordu. Ersöz'ün “siz kendinizi sıkıntıya sokmuyor musunuz bu durumda, gazetelere yansıdığı kadarıyla bir takım hisselerin bu şirketlere devredilmesi gerekebilir” sözleriyle endişeleri konusunda tatmin olmadığını tekrar söylemesi nedeniyle Karamehmet “Devir değil efendim, rehin ediliyor. Hisse devirlerinin geçeli olabilmesi için BDDK'nın onay vermesi lazım. Hisselerimizin hepsi Türkiye'de kalıyor, yurt dışına çıkmıyor. Herhangi bir ödememe olduğu takdirde, aynen tekrar TMSF’ye dönüyor. Bir kısmı dört senelik, bir kısmı 10 senelik bir kredi. Sadece faizlerini bekleyeceğiz, senelik o da. O tarihe kadar da zaten bizim epeyce başka işlerimiz var” yanıtını vererek endişelerin yersiz olduğu telkininde bulunuyordu.NPS'nin arkasındaki sır perdesiSonraki süreçte NPS ile protokol nedeniyle hala geçerli olan eski protokol çerçevesindeki borç taksidini geciktiren Çukurova, gecikmenin NPS'nin ödemeyi yapmayı gecikmesinden kaynaklandığını açıklıyordu. 2004 yılının ocağında Okan Müderrisoğlu bir yazısında, “Gölge adam Browning, BDDK'nın eski yönetimince (Engin Akçakoca dönemi) verilen sözleri yeni dönemde (Tevfik Bilgin yönetimi) duyamayınca tatmin olmadığı ve parayı göndermekten vazgeçtiği iddiasını dile getiriliyordu. BDDK ise hararetli bir toplantının sonucunda “Pamukbank'tan TMSF'ye geçen Yapı Kredi hisselerinin, Karamahmet'in kardeşine ait olduğu belirtilen şirkete devri, aynı isimle ilişkilendirilmesi veya görünebilir akrabalık bağları kurulması Bankalar Kanunu açısından uygun değil. Ödeme planına mali destek sağlayacağı belirtilen NPS'nin kredibilitesi yeterli değil. Banka hissesi rehnine lehdar olacağı belirtilen bu şirketin bilinen tanınan bir yönetici ismi olmadığı gibi şirketin kendisi de banka sahibi olacaklarda aranan şartlara uyumlu değil. Grup, söz konusu fonu, tanınmış bir yabancı banka aracılığıyla sağlayabilirse, çözüm bulunabilir” açıklamasıyla Çukurova'nın yeni ödeme planını reddediyordu. Sonra basında Çukurova dahil, Gary Browning’le görüşmüş kimsenin, kişinin kartvizitine bile sahip olmadığı, elinde telefon numarası bulunanların yazan telefon numarasından gerçek bir kişiye ulaşamadığı, NPS şirketinin de arkasında ‘kara para suçlusu’ olarak anılan Rus Çorni Kardeşler'in olduğu, Çorni Kardeşler'in NPS'yi paravan kullanıp Ukrayna'daki telekomünikasyon faaliyetlerini Turkcell’le genişletmek için arka planda çalıştığı iddiaları yer aldı. Fakat gün geçtikçe ulaşılan bilgiler ve gelen haberler paranın kaynağının İsrail ve ABD kaynaklı olduğu savlarını güçlendirdi. Emin Şirin'in konuyla ilgili soru önergesine Şener “Hükümetten bir Bakan'ın bu kişilerle görüştüğüne ilişkin bilgisi olmadığı”nı açıkladı. TMSF konunun ilgi alanlarına girmediği yanıtını veriyordu. BDDK ise Patriot Yasaları'na dikkat çekerek, kredinin ABD ve Avrupa'da yerleşik bankalar aracılığıyla geleceğinin protokolde belirtilmesi nedeniyle karapara soruşturması yükümlülüğünün paranın sisteme girdiği batılı bankanın yükümlülüğünde olduğunu açıkladı.Karamehmet ve Ersöz arasındaki görüşmeden çok sonra sonucu hüsran olacak bu kredi bulma çalışmalarıyla ilgili yine de Karamehmet Ersöz'ün kaygılarını gidermeyi başarıyordu. Başlangıçta “15 yıla ertelenmiş olan bir borcu kapatayım da bunun karşılığında Turkcell'in, Yapı Kredi'nin bir takım hisselerini vereyim derken, acaba dedik milli bir şeyimizi mi kaybediyoruz?” diyerek endişeyi dile getiren Ersöz daha sonra “Yansıma bize öyle bir geldi ki, kara paranın aklanacağı böyle bir fon. Gerçekten Milli kuruluşu kaybediyor muyuz gibi bir endişesi geldi. Sizin yararınıza olan bu ülkenin yararına ise aynı şeyleri paylaşırız. Sizin aldığınız da iyi oldu. Böyle değerli hisselerin onların tarafına geçmesi ve böyle değerli sermayenin içinde hak sahibi oluyor olması bizi son derece üzmüştür” diyerek ikna olduğu dikkat çekiyor.Citibank’a bir gecede 540 milyon dolarKaramehmet ile Ersöz'ün konuşmaları bir diğer kritik döneminin şifrelerini çözer nitelikte: 2001 bankacılık krizi. BDDK Eski Başkanı ve Dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'in açıklamalarında IMF'nin dalgalı kur için baskı yaptığı, dalgalı kura geçilmemesi sonucunda IMF'nin Türkiye'ye terkettiğini açıklamış ve IMF'nin 2001'de Türkiye'yi krize sürüklediğini söylemişti. İlginçtir o dönemde IMF adına "ya dalgalı kura geçin ya da IMF'yi unutun" diyen ve görüşme masasını terkeden isim IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'di. Fischer ve hükümet arasındaki bu diyalog sonrası medya Citibank'ın Türkiye'de TL'den dolara dönerek Merkez Bankası'ndan 1 milyar dolar çektiğini yazmıştı. Ardından Meclis Araştırma Komisyonu'nun talebi üzerine Merkez Bankası dalgalı kura geçilen 21 Şubat 2001'den önce yüklü döviz alan bankaların isimlerini ve aldıkları dövizi açıkladı. Citibank hemen önce Merkez Bankası'ndan tam 1 milyar 63 milyon dolar çekmişti. Ve bu operasyonun üç gün sonrasında da Türkiye'de devalüasyon olmuş Citibank'ın iki gün önce o dönemki döviz kuru olan 630 bin liradan çektiği 1 milyar 63 milyon doların değeri bir gecede dolar kurunun 950 bin liraya yükselmesi sonucunda 1 milyar 603 milyon liraya çıkmıştı. Citibank'ın üç günlük kazancı yüzde 50, yani 540 milyon dolara ulaşmıştı. Karamehmet'in anlattıkları bu operasyon sırasında yaşanan gelişmeye dikkat çekiyordu. Karamehmet son tutanaklarda 2001'deki kriz sırasında devletin acilen 1 milyar dolara ihtiyaç olduğunu söylediğini ve Türk bankalarıyla görüşerek bu parayı bulmalarını talep ettiğini söylüyordu. Ve "Bizim elimizde 270 milyon dolar vardı. Biz de madem devletin ihtiyacı var diyip Merkez Bankası'na verdik" diyordu. Arkasından da devalüasyon olduğunu hatırlatıyordu. Yani Merkez Bankası Citibank'ın çekmek istediği 1 milyar doları Türk bankalarından toplayıp Citibank'a vermişti.

Hiç yorum yok: