23 Mart 2010 Salı

12 Eylül’e Balyoz Şamil TAYYAR

12 Eylül’e Balyoz Şamil TAYYAR stayyar@stargazete.com RSS

İktidar partisi, 3’ü geçici toplam 26 maddelik yeni anayasa değişikliği paketini muhalefet partilerine sundu.

Pakette; memurlara toplu sözleşme hakkı getiren, parti kapatmayı zorlaştıran, yargıda köklü düzenlemeler öngören, bireysel hak ve özgürlük alanlarını genişleten çok önemli maddeler var.

İktidarla muhalefet arasında dün başlayan ilk tur temaslarda, sürpriz olmadı, CHP ve MHP o bildik tavırlarını sürdürdü. CHP, sadece “Anayasadaki geçici 15. maddeyi getirin” deyip “Temel anasını görmesin” mantığıyla hareket etti. (*) MHP, “Uzlaşma hemen ama değişiklik seçimden sonra olsun” önerisinde bulundu. BDP’nin kafası karışık ama diğer muhalefet partilerine göre daha yapıcı bir ruh hali içinde.

Bu sürecin en önemli tarafı, bir süredir yalpalayan AK Parti’nin kararlı bir şekilde anayasa değişikliğine sarılmasıdır. Öyle bir kamuoyu desteği oluştu ki, yeni anayasaya karşı çıkanlar bile tepkilerini mahcup bir edayla söyleme ihtiyacı hissediyorlar.

Görüldü ki, parlamento açık olduğu sürece her zaman anayasa yapabilir. Tercüman’ın sloganındaki gibi dünya her sabah yeniden kurulur, fırsat hiçbir zaman kaçmaz.

Düne kadar zor durumda olan kararsız tavrıyla iktidar partisiydi. Paket hamlesiyle psiko

lojik üstünlüğü sağladı. Şimdi köşeye sıkışan muhalefet partileridir.
Yeni paket, parlamentoda 367’nin üzerinde kabul edilirse sorun yok. 330-367 arasında oyla kabul edilirse, referandum zorunludur.

Referandum süreci de muhalefet için hayli çetin geçecektir. Toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren özgürlükçü bir düzenlemeye, “şimdi vakti değil seçimden sonra yapalım” veya “hayır sadece geçici 15. madde olsun” diyerek gösterilecek tepkinin, toplumda karşılık bulması hayli zordur.

Paket, referandum sandığından çıkarsa, gelecek yıl yapılması öngörülen seçimden önce muhalefet ağır yenilgi almış olur. Muhalefetin karşılaşacağı böylesine ağır bir fatura, seçimin erken tarihte yapılması önerilerini tetikleyebilir.

Kaldı ki, paket referanduma takılsa bile yüzde 40’ın üzerinde bir oy, iktidar partisi açısından yenilgi sayılmaz.

Onun içindir muhalefet, özellikle CHP, refe

randumu engellemek isteyecektir. Referandum, yeni anayasanın Resmi Gazete’de yayım tarihinden itibaren 60. günden sonraki ilk Pazar günü yapılabiliyor.
Anamuhalefetin 10 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne iptal ve yürütmeyi durdurma davası açma imkanı var. Ancak bu arada referandum takvimi işlemeye başlamış olacak. Böyle bir başvuru olursa, bildiğimiz kadarıyla siyaset tarihinde ilk olacak.

Ayrıca, kafaları karıştıran çok fazlaca soru var. Mesela; CHP’nin yürütmeyi durdurma davası açabilmesi için yeni anayasanın cumhurbaşkanınca onanıp yürürlüğe sokulması gerekiyor, oysa sözkonusu paket yürürlüğe girmiyor, referanduma götürülüyor, dolayısıyla yürürlükte olmayan değişiklik için yürütmeyi durdurma davası açılamayacağı ifade ediliyor.

Bu durumda tek seçenek iptal davasıdır, onun da 60 gün içinde sonuçlanması mümkün değildir. Halk oylamasında “evet” çıkarsa, Anayasa Mahkemesi bu sefer ne yapa

cak? İptal edebilir mi, ederse ne gibi sonuçlar doğurur.
Hukuki yansımaları bir tarafa, sandıkta kabul edilmiş anayasa karşısında muhalefetin hali nice olur?

Çok ince hesapların yapıldığı bir süreçten geçiyoruz. Muhalefetin gizli oylamada 367’yi buldurup daha sonra yürütmeyi durdurma ve iptal davası hakkını kullanabileceği yolunda yorum yapanlar da var.

Bana çok sahici gelmedi ama burası
Türkiye...

Sonuçta, muhalefetin referandumu istemediği aşikardır. Böyle bir yolu nasıl kesmek isterler, yine şapkadan 367 tavşanı çıkarırlar mı, onu yakında görürüz.

AK Parti bu süreçte ciddi hata yapmazsa, ipi göğüslemeye daha yakın bir noktadadır. Muhalefet destek olursa, zaferi paylaşır, kupanın bir ucundan tutar.

Daha önemlisi Türkiye, birçok noktadan delik deşik edilen 12 Eylül Anayasası’na esaslı balyozu indirmek üzeredir.

12 Eylül’e Balyoz indirilirse, tarih
yeniden yazılır.

*: Temel ve Dursun idam sehpasına doğru götürülürken son arzuları sorulmuş. Temel, “Son arzum anamı görmek” demiş. Sıra Dursun’a gelince, son arzusunu şöyle açıklamış: “Temel anasını görmesin.”

Hiç yorum yok: