13 Temmuz 2010 Salı

12 Eylülcüler zor durumda Mehmet ALTAN

12 Eylülcüler zor durumda


Mehmet ALTAN mehmetaltan@stargazete.com



Anayasa reform paketine başından beri destek veren AB, düzenlemenin ufak değişikliklerle Anayasa Mahkemesi’nden geçmesini “olumlu adım” olarak değerlendirdi.

Genişleme Komiseri Füle’nin sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Mahkeme’nin onayladığı pakette, AB’nin ilerleme raporları ve katılım ortaklığı belgelerindeki birçok konunun ele alındığına işaret edildi.

Böylece değişim cephesine AB de katıldı.

12 Eylül cephesinde kalan “modernist-Kemalist” olmakla övünen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da AB ile polemik yapmak kaldı.

***

Öte yandan...

ABD Başkanı Barack Obama’nın İtalyan Corriere della Sera Gazetesi’ne söyledikleri hem AB, hem de uluslararası sistemi okumakta zaman zaman zaaf gösteren siyasal iktidar açısından çok önemliydi...

Obama’nın söyledikleri AB açısından çok önemliydi çünkü “Müslüman dünya” ile entegre olamamış bir AB’nin küresel bir güç olma olanağı yok...

Bunu en iyi anlayan ülke ise İngiltere...

Obama da AB’ye yönelik olarak durumu şöyle ifade ediyor:

“Bunu, onların büyük bir Müslüman demokrasi olma biçimindeki niteliklerine saygı esasında ve bundan dolayı korkuya kapılmaksızın yapmalıyız. Eğer onlar evrensel haklara ve devletin laikliğine saygı gösteren bir İslam anlayışını somutlaştırabilirlerse, bu bizler açısından çok iyi olacağı gibi, muhtemelen İslam dünyasını da olumlu etkileyecektir.”

***

Obama’nın AB ile söylediklerinin siyasal iktidar açısından önemine gelince...

Bunu Obama şöyle ifade ediyor:

“Türkiye NATO’nun müttefikidir. Ekonomi de büyük gelişme göstermektedir. Halkın çoğu Müslüman olmakla birlikte demokratik bir ülke oluşu Türkiye’yi bölgedeki diğer İslam ülkelerine bir örnek model olarak göstermektedir.”

Hem Müslüman, hem demokrat...

Hem Müslüman, hem özgür, hem kalkınmış, hem zengin...

Arzulanan bu.

Bu da ancak AB standartlarına ve reformlarına samimiyetle sahip çıkmak ve daha önemlisi gereğini yapmakla mümkün.

Obama en çok AB standartlarında bir “Müslüman-demokrat” terkibini önemsediğini şu cümleyle vurguluyor:

“Bu nedenle Ankara ile ilişkilerin çok önemli olduğunu kabul ediyoruz.”

***

Ancak Almanya kadar üretebilen, 1 milyar 600 milyonluk 57 Müslüman ülkenin de kurtuluş reçetesi olabilecek bir model ülke olmayı Türkiye başarabilir mi?

Siyasal iktidar “siyasal İslam”a karşı “Müslüman-demokrat” duruşu dünyada bayraklaştırabilir mi?

Son zamanlarda, küreselleşmenin evrensel değer yargıları olan “demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisine” hiç de iyi bakmayan rejimlerle fazla iç içe girmek dünyada endişe yaratmışa benziyor...

Peşi sıra gelip giden tüm yabancı gazeteciler aynı şeyi soruyor:

- Türkiye’yi kayıp mı ediyoruz?

***

Bu endişenin kökenindeki İran politikası için Obama önce anlayışlı bir yaklaşımda bulunuyor:

“İran ile bir anlaşma için arabuluculuk girişimi gibi sıkıntı yaşandıysa da bunların Türkiye’nin İran ile uzun bir sınır bölgesi olmasından ve o bölgede herhangi bir çatışma istememesinden kaynaklandığını düşünüyorum.”

Sonra da “kas gösterisinden” söz ediyor:

“Bunda yükselen güç konumundaki Brezilya ile kas gösterisi yapma arzusu da rol oynamış olabilir.”

Neye ve kime karşı “kas gösterisi”?

Obama onu söylemiyor...

***

Ama belli ki, Türkiye’ye gerçekten kas yapacak reçete, AB standartlarında bir ülke olmanın zihniyetine ve dolayısıyla reformlarına sonuna kadar ve samimiyetle sahip çıkmak...

“İlerleme Raporu”nu hükümet programı olarak hızlıca ve tavizsiz uygulamak...

Bu, tüm dünyanın aradığı “Müslüman-demokrat” bir ülke olmanın ve hem zengin, hem özgür topluma dönüşmenin en kestirme yolu...

***

12 Eylül rejimini az biraz saha dışına itecek olan referandum, bu hedefin ara durağı sayılabilir...

Yeter ki ardından daha temel ve kapsamlı bir değişim iradesi gelsin... AB reformları da hız kesmesin...

İşte o zaman...

Şimdi zor durumda olan 12 Eylülcüler, 12 Eylül rejimiyle birlikte temizlenmekle kalmayacak, Türkiye dünyada kaslı gerçek bir model olacak...

Çünkü:

AB üyesi Müslüman bir ülkeye hem Doğu’nun, hem de Batı’nın çok ihtiyacı var.

Hiç yorum yok: