25 Eylül 2010 Cumartesi

Ahmet Altan - Bu iş olacak

KUM SAATİ 24.09.2010


Ahmet Altan

Bu iş olacak



Referandumda çıkan “evet” oyları sanki büyük bir taşı yerinden kımıldattı.

Sistemin özünü demokratik bir şekilde değiştirmekle kalmadı, bu halkın “barış” istediğini bir anlamda tescil etti.

Siyasetçiler daha cesur ve kararlı davranabilecekleri bir alan buldurlar.

Ve, bu alanı kullanacaklarının önemli işaretlerini de vermeye başladılar.

Öcalan’la İmralı’da “anlamlı” görüşmelerin yapıldığını bizzat Öcalan açıkladı.

Dün de hükümet temsilcileriyle BDP yöneticileri buluştu.

Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, “bu iş bitsin artık” dedikten sonra çözüm için “fırsat” olduğunu söyledi.

BDP başkanı da olumlu konuştu.

İkisi de yeni bir anayasa hazırlanacağını ima ettiler.

Yeni bir Türkiye’yi oluşturacak, savaşı bitirecek, barışı kalıcı kılacak bir anayasa hazırlanacak.

CHP de bu barışçı gelişmeleri destekleyen bir tavır aldı.

MHP dışındaki bütün siyasi aktörlerin “barış” için hemfikir olduğu yeni bir siyaset iklimine kavuştuk ve anlaşılan bunu sonuna kadar götürmeye bu sefer herkes kararlı.

Bu “barış karşıtı” siyasetini de MHP sürekli olarak oy kaybederek ödüyor.

Bunun çeşitli nedenleri var.

En önemlilerinden biri, Türkiye zenginleşiyor, büyüyor ve gelirini arttırıyor.

Türkiye’nin muhafazakâr zenginleri de, yeni yeni ortaya çıkan Kürt burjuvazisi de bu zenginlikten pay almak istiyor.

Barışta daha zenginleşeceklerini biliyorlar.

Zenginliğin tabana yayılması da ancak barışla mümkün olacak.

Bu zenginleşme ve büyüme, özellikle Türk “ırkçılığını” ciddi biçimde törpülüyor, ülke büyüdükçe “savaşın saçmalığını, Kürtlere haklarını vermemek için hayatı zehir etmenin” anlamsızlığını herkes daha iyi görüyor.

Muhafazakârlıkla milliyetçiliğin birbirinden ayrılmaya başladığı çok ciddi kırılma noktalarından birinden geçiyoruz.

“Yeni bir Türkiye” mesajını veren referandum sonuçları, bu yeni Türkiye’nin “barışı bulan” bir Türkiye olduğu gerçeğini de sanırım herkese gösterdi.

“Devlet Öcalan’la görüşür” diyen Başbakan bu sözlerinin ertesinde yüzde 58 oy aldı, bunun bir “onay” olduğunu da kavradı.

Hükümetin kararlılığı da buradan geliyor.

Kürt kesiminde ise PKK’nın dışında yeni ve demokratik bir inisiyatif ortaya çıktı.

Bu kesim, Kürt meselesini gündeme getiren PKK’ya saygısızlık etmiyor ama artık bundan sonrasını silahla değil “sözle” çözmek gerektiğini de sıkı biçimde vurguluyor.

PKK, savaşta ısrar ederse, Kürt tabanından da ciddi bir tepki alacağını seziyor.

Allah muhafaza bu barış gerçekleşmez de savaş yeniden ve şiddetlenerek başlarsa, bu seferki savaş eskisi gibi olmayacak.

Mesela bir daha asla bir karakol baskını olmayacağını biliyoruz.

Bugünkü teknolojiyle hiçbir karakolun baskın yemesi mümkün değil, daha önceki baskınların neredeyse tümü “şike” baskınlardı.

Ama ordudan birileri bir kere daha böyle bir “şike baskının” yolunu açarsa bunun bedelinin ağır olacağını, gerçeklerin ortaya çıkacağını ve “şikecilerin” cezalandırılacağını biliyor.

Bu gerçek, savaşa devam etmek istemesi halinde PKK’nın şiddeti dağlardan şehirlere taşımak zorunda kalması demek.

Böyle bir gelişme, kendini “gerilla örgütü” olarak gören PKK’yı gerçek anlamda “terör örgütüne” çevirirken, hem Kürt halkından hem de dış dünyadan alacağı desteği de kaçınılmaz olarak azaltacaktır.

PKK, kendi halkının tepkisini çekmeyi göze alırsa sanırım büyük bir hata yapar.

Türkiye’nin zenginleşmesi, muhafazakârlıkla milliyetçiliğin ayrışması, Kürtlerin de zenginlikten payını istemesi, bu zenginliğin hükümetin kendine güvenini arttırması, Öcalan’ın barışı desteklemesi, Kürt ve Türk halklarının barışı arzulaması, dünya konjonktürünün buna müsait olması, artık yeni bir Türkiye kurulması gerektiği bilincinin yaygınlaşması, bu bilincin kendini referandumda açıkça ifade etmesi hepimizi büyük bir fırsatın eşiğine getirdi.

Barış, hepimiz için elle tutulur hale geldi.

Manasız takıntılar yüzünden bütün bir hayatı feda etmenin anlamsızlığını herkes az çok anladı.

AKP’nin, BDP’nin, CHP’nin barışı destekleyen açıklamaları, yeni bir anayasa sözünün verilmesi, Kürtlerin eşit olma hakkının Türkler tarafından anlaşılması muhteşem bir fırsat yaratıyor.

Bu sefer barışı yakalayacağız gibi geliyor bana.

Eşit, özgür, adil bir ülkede zenginleşerek yaşayacağız, çocuklarımız ölmeyecek.

Çok ümitli ve çok sevinçliyim.



ahmetaltan111@gmail.com

Hiç yorum yok: