30 Kasım 2010 Salı

Mehmet ALTAN - Sivil-asker ilişkilerinde son durum

 mehmetaltan@stargazete.com

“Hükümet, Şubat ayında, sivil makamların rızası olmaksızın askeri operasyonlar yürütülmesine imkân tanıyan emniyet, asayiş ve destek birimlerine ilişkin (EMASYA olarak adlandırılan) gizli Protokolü yürürlükten kaldırmıştır.

...Yürürlükten kaldırma kararının uygulanma süreci henüz tamamlanmamıştır.”

***

“Anayasa reformu, askeri mahkemelerin yetki alanını, ‘askerlik hizmet ve görevleriyle’ sınırlandırmaktadır.

Yeni sistemle birlikte, devlet güvenliği, anayasal düzen ve anayasal düzenin işlemesine karşı suçlara ilişkin davalar sivil mahkemelerce görülecektir.

Anayasa’da yapılan değişiklikler, Yüksek Askeri Şura’nın askeri personelin orduyla ilişiğini kesen kararlarını yargı denetimine açmıştır.

1980 darbesini gerçekleştirenlere dokunulmazlık sağlayan hüküm Anayasa’dan çıkartılmıştır.

Ayrıca, Genelkurmay Başkanı, Kara, Hava, Deniz ve Jandarma Kuvvetleri Komutanları resmi görevleri sırasında işledikleri suçlardan ötürü Yüce Divan’da yargılanabileceklerdir.”

***

“Şemdinli’deki bir kitapçının bombalanmasına ilişkin olarak iki astsubay ve bir PKK terör örgütü muhbiri aleyhine açılan dava hâlâ devam etmektedir.

Dava, Van askeri mahkemesinin davalıların adam öldürmeyle suçlanmaları gerektiği ve Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesinde düzenlenen ‘devletin birliğini bozma’ suçunu işlediklerine dair herhangi bir delil bulunmadığı kararını takiben Hakkâri’deki bir ceza mahkemesinde görülmektedir. Askeri mahkeme davalıların tutuksuz yargılanmasına karar vermiştir.”

***

“Polis ve jandarmanın kentsel ve kırsal alanlarda sahip olduğu yetkilerin düzenlenmesine ilişkin yönetmeliğin uygulanmasına devam edilmiştir.

31 ildeki, toplam bir milyon civarında sivilin yaşadığı meskûn alan jandarmanın kontrolünden sivil denetim altındaki polis kontrolüne geçmiştir.

Ancak, jandarmanın kolluk faaliyetleri üzerinde sivil denetim oluşturulması konusunda herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir.”

***

“1990’larda Güneydoğu’da yargısız infazlara karıştığı iddia edilen ve hâlihazırda görev yapmakta olan bir jandarma albayının yargılanmasına devam edilmiştir.

Söz konusu yargılamanın düzgün yapılması, suçun cezasız kalmasıyla mücadele açısından hayati önem taşımaktadır.”

***

“Silahlı Kuvvetlerin sorumluluk alanları dışındaki siyasi konulara resmi veya gayrı resmi şekilde etkide bulundukları durumlarda azalma görülmüştür.

Bununla birlikte, Genelkurmay Başkanı devam eden davalar ve soruşturmalar hakkında zaman zaman yorumlarda bulunmuştur.

Bu tür demeçler hakkında vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur. Bununla birlikte adli takibat yapılmamıştır.

Ordunun, bazı medya kuruluşlarına yönelik seçici akreditasyon uygulaması sürmüştür.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlerini tanımlayan ve askerlere siyasete müdahil olacak şekilde geniş bir hareket alanı sağlayan bir madde içeren Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda değişiklik yapılmamıştır.

Milli Güvenlik Kurulu Kanunu ise, yoruma bağlı olarak neredeyse tüm politika alanlarını kapsayacak şekilde geniş bir güvenlik kavramı içermektedir.”

***

“Savunma bütçesinin TBMM tarafından denetimi ve Sayıştay’ın Silahlı Kuvvetlerin sahip olduğu mallar üzerindeki denetimi konularında ilerleme kaydedilmemiştir.

Sayıştay Kanun Tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından Mayıs ayında kabul edilmiş olup, Genel Kurul tarafından onaylanmayı beklemektedir.”

***

“Sonuç olarak, güvenlik güçlerinin sivil denetimi konusunda ilerleme sağlanmıştır.

Askeri mahkemelerin yargı yetkisi sınırlandırılmış, YAŞ kararlarına karşı temyiz yolu açılmış ve yüksek rütbeli subayların sivil mahkemelerde yargılanabilmeleri konusunda düzenlemeler yapılmıştır.

Ancak, Silahlı Kuvvetlerin kıdemli mensupları, özellikle yargı ile ilgili konularda olmak üzere, sorumluluk alanlarının dışında bir dizi açıklama yapmışlardır.

TBMM’nin bütçe dışı askeri fonlar üzerindeki denetimi konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.”

***

Bu döküm ya da bilanço ne?

“Türkiye 2010 Yılı İlerleme Raporu”nun, Güvenlik Güçlerinin Sivil Denetimi başlıklı bölümü...

Kısacası, AB kriterlerine göre sivil-asker ilişkilerinde alınan yol ve katedilmesi gereken mesafenin fotoğrafı...

Tabii bir de gene aynı raporun “Yargı Sistemi” başlıklı bölümündeki şu cümleyi de unutmamak lazım:

“Anayasa Mahkemesi hâkimlerinin seçimine TBMM’nin dâhil olması, Türkiye’deki uygulamayı AB üyesi devletlerdeki uygulamalara yaklaştırmıştır. Bununla birlikte, hâkimlerden ikisi hâlâ askeri hâkimdir. Demokratik bir sistemde anayasa içtihadı sivil bir mesele olduğundan, askeri hâkimlerin mevcudiyeti tartışmalıdır.”

Sanırım “demokratikleşmenin” sivil-asker kısmını bu bilanço üzerinden yürütmek ve sürdürmek sağlıklı bir zemin ve yararlı bir reçete oluşturacak...

Hiç yorum yok: